Haber

Faik Öztrak: “20 Yıllık Hükümet Damarı Patlatmadıysa Böyle Bir Yıkım Karşısında Ne Yapacak? İstifa Eder”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Ülkemizi 20 yıldır aynı kişi yönetiyor. Son 20 yılda başka depremler de gördük. 20 yılda başka depremler de gördük ama bu akıl hazırlık yerine sadece algıyı yönlendirdi” dedi. Bilim adamları ve dürüst bürokratlar uyardı. Kendi hükümetlerim izledi. Sonuç büyük bir yıkım oldu. “20 yıllık hükümet bu yıkım karşısında damarı çatlamazsa ne yapacak? istifa eder. Bu felaketlerin son bulması için artık her şeyin değişmesi gerekiyor” dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP MYK toplantısı sürerken CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak dedi ki:

“Deprem yerindeki ihtiyaçları, aksaklıkları ve yapılması gerekenleri bizlerle paylaştılar. 6 Şubat’ta yaşadığımız sarsıntıların üzerinden iki hafta geçti. Umutsuzluk, acı, öfke, ızdırap birbirine karışmıştı. Deprem, evsiz kalan aileler, yetimler, bu hal?’ Çığlıkları ve bu çaresizliği gören milletimiz diridir.Hiçbirimiz eskisi gibi değiliz.Ruhlarımızda derin yaralar var.Halkımızı kimliksiz,kefensiz,zeytin ve mersin parçalarıyla toprağa verdik. cenazelerimiz 41 bini geçti Türkiye cenaze evine döndü Yaralı sayımız 108 bini geçti Bölgedeki üst düzey yetkililer artık gerçeğin bunun çok ötesinde olduğunu kabul ediyor. durum 3-4, hatta açıklanan rakamların 5 katıydı.

“VATANDAŞLARIMIZIN CENAZELERİ HALA YIKAMA ALTINDA”

Depremlerde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı diliyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Arama kurtarma çalışmaları artık sona erdi. Depremin enkazını kaldırma çalışmaları başlıyor. Enkaz altında hala vatandaşlarımızın cesetleri var. Bu aşamada cesetler vücut bütünlüğü içinde çıkarılmalı ve insan onuruna yakışır bir şekilde gömülmeleri sağlanmalıdır. Maalesef bu konuda sarsıntı bölgesinden çok fazla şikayet ve tepki alıyoruz. Artık depremzedelerin barınma ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmalar yapılacak. Deprem bölgesinde olası bir salgına fırsat vermemek için gerekli hijyen ve temizliğin de sağlanması gerekiyor. Depremin ilk saatlerinden itibaren Genel Liderimiz Kemal Kılıçdaroğlu, Karargah yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, teşkilatlarımız, belediyelerimiz ile uyum içinde var gücümüzle yaraları sarmaya çalıştık. Cumhuriyet Halk Partisi var gücüyle depremzedelerin yanında oldu. Bundan sonra da onların yanında olacağız. Dayanışmayı her zaman büyüteceğiz.

“Kaybedilenlerimizi her zaman hatırlayacağız”

Tabii depremin olduğu ilk andan itibaren bölgeye yardıma koşanları da asla unutmamalıyız. Hepsi bizim isimsiz kahramanlarımız. Hangi parti, görüş ve düşünceden olursa olsun, bölgeye desteklerini ileten, arama kurtarma faaliyetlerine çıplak elleri ve tırnaklarıyla destek veren binlerce gönüllümüze, genç aslanlarımıza şükran borçluyuz. Bölgeye yeniden yardım için yarışan sivil toplum kuruluşlarına, devlet kurumlarının özverili çalışanlarına ve tabii ki güvenlik güçlerimize minnettarız. Depremin ardından ülkemize istisnasız arama kurtarma ekipleri gönderen isimlerini tek tek sayamadığımız 88 ülkeye şükranlarımızı sunuyoruz. Zor günümüzde yanımızda olan bu ülkelere minnettarız. Yapılan bağışları asla unutmayacağız. Acımız büyük. Yüreğimizdeki ateş kolay kolay küle dönüşmeyecek. Kaybettiklerimizi her zaman hatırlayacağız.

“20 YILLIK HÜKÜMET, BUNA NEDEN OLAN BÖYLE BİR YIKIM KARŞISINDA, SİLAH DAMARI ÇATLAMADIYSA NE YAPACAK?”

Ülkemiz 485 canlı fay ile bir deprem ülkesi ve bu yaşadığımız ilk büyük deprem değil. Bugüne kadar alınacak çok ders vardı ama gördük ki bu şoktan ders çıkarılmadı. Bu ülke 1999’da büyük bir deprem yaşadı, 24 yıl oldu. Son 20 yıldır ülkemiz bire bir kişiler tarafından yönetilmektedir. 20 yılda başka sarsıntılar da gördük ama bu sarsıntıya hazırlık yerine sadece algıyı yönlendirdi. Bilim adamları, dürüst bürokratları uyardı. Hükümetleri bizzat izledim. Sonuç büyük bir yıkım oldu. 20 yıllık iktidar damarını çatlatmadıysa neden olduğu bu yıkım karşısında ne yapacak? istifa etti. Bu felaketlerin nihayet sona ermesi için her şeyin değişmesi gerekiyor. Coğrafya kader ise, bizim coğrafyamızda 12 milyon yıldır depremler yaşandıysa ve milyonlarca yıldır yaşanacaksa yapılacak tek şey var. Zihniyeti değiştirmektir. Düşünmeyen rezil olur. Bir daha böyle bir rezalete düşmemeye karar vereceğiz. Aklımızı kullanacağız. Coğrafya kader ise biz bu kadere teslim bayrağını çekmeyeceğiz. Vatandaşlarımızı bu kadere teslim etmemek için aklın ve bilimin gerektirdiği her türlü tedbiri alacağız. Kültürümüzü, estetiğimizi akılla, bilimle, liyakatle birleştireceğiz. Coğrafyamızın gerçekleriyle uyumlu, keyifli şehirler inşa edeceğiz. Sarsıntıya karşı güçlü binalar inşa edeceğiz.

“KÖŞE GÖRÜŞÜNÜ, RANTI HIRSINI BU TOPRAKLARDA BİTİRECEĞİZ”

Kısa vadeliciliği, rant hırsını bu topraklarda bitireceğiz. Ve asla geri gelmemek. Deprem anında ve sonrasında kimseden izin, onay veya talimat beklemeden hemen harekete geçebilmek için hangi kurumların neyi, nasıl ve ne zaman yapacağını önceden belirleyecek protokoller hazırlayacağız. Ya bunları yapacağız ya da benzer felaketlerde yine kaybedilen canlara ağlayacağız, anne babalar çocuksuz, çocuklar anne babasız kalmaya devam edecek. Tıpkı bu topraklarda acıların yaşanacağı ve duracağı gibi. Kaybolan insan ve maddi sermayenin yerine konması yıllar alacaktır. ‘Yetersizlik’ ve ‘atalet’i asla kabul etmeyeceğiz. Koyun vermeyeceğiz. Çünkü taviz vermek seni zayıflatır. Zorbaları, zalimleri, köşe kırıcıları ve enkazdan çıkar sağlayanları davet eder. Asla koyun vermeyeceğiz. Akıl yürüterek, istişare ederek, işbirliği yaparak, acıyı paylaşarak hep birlikte zorlukların üstesinden geleceğiz.

İMAR DEĞİŞİKLİKLERİYLE HALKIMIZIN EVİNİ PARAYA DÖNÜŞTÜLER”

Tekrar edelim ülkemizde 20 yıldır aynı ekip iş başında bu yönetim 20 yıldır devleti değil algıyı yöneterek işi yönetmeye çalıştı. Bol bol reklam hazırladı ama ülkemizi bir şoka hazırlamadı. Ülkeyi bir sarsıntıya hazırlamak yerine; İmar affı ile Ali Dibo çarkları halkımızın evlerini tabuta çevirdiler. Bu rantiye ve kirli düzen; ‘Yeter artık’ demenin zamanı geldi. Pek çok örneği var, İskenderun’daki devlet hastanesinde hastane binasının altında kalan depremde 70 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu cinayetin işlendiği devletin resmi açıklamalarında açıkça belirtiliyor. ‘2012 yılında hastanemiz A blokta yapılan Beyin Sarsıntısına Dayanıklılık Testi raporu negatif çıkmıştır. Yeni hastane binası en acil ihtiyaç olarak görülüyor’ diyor. İskenderun Devlet Hastanesi için bu tespitler halen resmi internet sitesinde yer almaktadır. Görünürde cinayet dediğimiz şey bu. 2012’den 2023’e kadar tam 11 yıl boyunca yıkılan binanın depreme dayanıklı olmadığı biliniyor.

Milletin cebinden dolar, euro kefalet verilerek Şehir Hastaneleri yapılırken, İskenderun Devlet Hastanesi’nde sıranın gelmediği görülüyor. 70 canımız gözden kayboldu. Bu görev ihmalidir. Görevi ihmal etmektir. 2012’den 2023’e kadar 4 Sağlık Bakanı görev yaptı. Hepsi bu cinayetten sorumlu. Yine bir başka örnek de Adıyaman’da yıkılan bir otel. Sahibi sarayın yakınlarına yakındır. TÜGVA Adıyaman Yüksek İstişare Konseyi Üyesi. Sarayın kibrini o kadar seviyorlar ki otel binalarına Erdoğan’ın pankartını astılar ve bu otel yapı denetiminden geçemedi ama bir şekilde mühürlenmesine rağmen yeniden açıldı. Sonuç 65 can kaybettik. 30’u rehber, 35’i KKTC ortaokul öğrencileri, öğretmenleri ve velileri voleybol turnuvası için ülkemize geliyor. Şimdi bu otelle ilgili soruşturma dosyasını kapatma kararı aldılar. Neden gibi? Kapatma kararı neden bu kadar belge arasından sadece bir belgeye veriliyor? Soruşturma zülfü yaraya dokunur gibi mi? Bunca acıya sebep olan bir hükümet, biraz gururu olsa o koltuklarda bir dakika daha oturmaz, istifa eder.

“DEVLET ŞEHİRLERİMİZİ DEPREM İÇİN HAZIRLAMADI”

Gerçek orada bir yerde. Bu hükümet şehirlerimizi depreme hazırlamadı. Gerekli önlemleri almadı. Bal ihaleleriyle, aflarla kanunsuz ve nizamsız yapılanmaların önünü açtı. Onbinlerce insanımızın kaybından bu hükümet sorumludur. Eş ve dostlarına idari koltuk verdikleri Kızılay ve AFAD beyin sarsıntısında felç oldu. Böyle bir afette en kritik zaman dilimi depremden sonraki ilk saatler olmasına rağmen halkımız 48 saat enkaz altında tek başına kaldı. Mehmetçiğimiz zamanında sahaya çıkarılmadı. Acil müdahale için gerekli düzenlemeler yapılamamıştır. Arama kurtarma operasyonlarında uyum sağlanamamıştır. Stoklarımızda yeteri kadar çadır ve konteyner olmadığı için vatandaşlarımız bu soğuk havada günlerdir dışarıda.

“SORUMLULUĞUNUZ VARSA İSTİFA EDİN”

Bu deprem göstermeye, bağırmaya ve çağırmaya geldi. Devleti yönetenlerin ‘Ben bu depremin olacağını bilmiyordum’ deme şansı yok. Devletin dürüst bürokratlarını uyardı. Bilim adamları uyardı. Odalar, sivil toplum kuruluşlarını uyardı. Haftalardır bu kağıtları paylaşıyoruz. Ülke yöneticilerinin önüne birçok rapor sunuldu. Ancak hiçbir şey yapılmadı. Şimdi atanan İçişleri Bakanı çıktı ve hiç utanmadan, sıkılmadan ‘İstanbul’da depremi bekliyorduk’ dedi. Biz de ona göre hazırlıklarımızı yaptık” diyor. Bırakın bu kadar arsızlığı, yüzsüzlüğü, sorumsuzluğu bırakın. AFAD size bağlı değil mi? Raporlarını okumadınız mı? sorumluluk duygusu; İstifa.

“6 ŞUBAT’TA BU ÜLKEDE ‘KIRMIZI BİR PAZARTESİ’ YAŞADIK”

İstanbul’a ihanet edenler İstanbul’un sarsıntısı için şimdiye kadar ne gibi hazırlıklar yaptılar? Herhangi bir hazırlık yapılmadı. ‘Kanal İstanbul’ diyerek ihanette ısrar edildi. Taraftarlara kira sağlamak için ‘İstanbul Finans Merkezi olacak’ dediler. Kamu Bankalarını, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumları ve Merkez Bankasını İstanbul’a taşıdılar. İşte yeni çıktı. İstanbul’da çürük olduğu bilinen 93 okul ancak Maraş depremlerinden sonra boşaltıldı. Bu nasıl bir hazırlık? 20 yıldır işin içinde olanlar bugüne kadar ne yaptı? İstanbul’da depreme hazırlanan bir yönetim bunları yapar mı? Tabii ki yapmıyor. Beyin sarsıntısına hazırlıklı değillerdi. Görevlerini alenen ihmal ettiler. Son 20 yılda, önceki 57 hükümetin 79 yılda harcadığının 4 katını harcadılar. Bu parayla bir değil iki değil üç değil dört sarsıntıyla sağlam bir Türkiye kurulur. Depreme hazırlanmak yerine geçimlerini sağladılar. ‘Suriyeliler için 40 milyar dolar harcadık, gerekirse 40 milyar dolar daha harcarız’ diye millete böbürlendiler. Bu insanlar onlara para verdi. Hayatının 20 yılını verdi. Bilim adamları, dürüst bürokratlar şok bilgi verdi. Peki bu takımlar 20 yılda ne yaptı? Kocaman bir hiç, görevini ihmal etme hatasını işlediler ve milleti saraylarında unutmuş, seslerini duymamış, görmemiş kibirli abidelerinin ve yaklaşımlarının nazarında binlerce vatandaşımızı kaybettik. onların durumu. 6 Şubat 2023 Pazartesi günü bu ülkede ‘Kırmızı Pazartesi’yi yaşadık. ‘Faili ve kurbanı belli olan, faili ve kurbanı önceden bilinen bir cinayet.’ Şimdi de yüzyılın felaketi diyerek kendi kusurlarını gizlemek istiyorlar. Bu ‘yüzyılın felaketi’ değil. “Yüzyılın ihmali, yüzyılın cinayeti, yüzyılın ihanetidir.” Bu hükümet sorumludur.

“BU GÜÇ ÇOK ​​GÜÇLÜ”

Ortada 41 binden fazla can kaybı var. Eyalet valisi durumun beş kat daha kötü olduğunu söylüyor. Türkiye cenaze evi oldu ama iktidarda tek bir özeleştiri yok. Sorumlu tek bir kişi yok. Tek bir istifa yok. Ancak sarsıntının ilk anından itibaren yaptıkları her hata bir öncekini aradı. Hiçbir şeyi düzgün yönetemediler. Bu güç acizdir. Bu hükümet kararsız. Atanan İçişleri Bakanı daha birkaç ay önce ‘Daha önce afetlerde insanlarımız nerede?’ demişti. Depremi engelleyemiyoruz ama söz veriyoruz bir daha kimse ‘bu devlet nerede’ demeyecek ve fotoğraf çektirdi. Tıpkı atanan Bakan gibi depremden birkaç gün önce yaptığı açılışlarda ‘bu devlet nerede’ sözünü milletimize bir kez olsun hissettirmedik. ‘Allah devletten razı olsun’ dedirttik. Sonra ne oldu? Bütün bu makyaj aktı. Güçlü dekorları bir gecede yok edildi.

“ASKER NİYE SAHAYA ZAMANINDA KALKIŞ YAPMIYOR?”

İlk 48 saatte insanlarımız sokaklarda tek başına titrerken, arama kurtarma ekipleri ‘bu devlet neresi’ diye iş makinesi arıyordu. ‘her yere ulaştık’ diyerek millete yalan söylediler. Şimdi Milli Savunma Bakanı çıktı, deprem sabahını anlatıyor. Sabah 4.17’de deprem oldu. Saat 4.30’da İnsani Yardım Tugayı’na ‘hazır ol’ emri verdik. “5.10’da Başkan’a haber verdik” diyor. İlk sorumuz şu: Neden 4.30’dan 5.10’a 40 dakika Başkan’a ulaşamadınız? Kendinizi uyandırmaya cesaret edemediniz mi? İkinci soru, ‘Hazır olun!’ Emri almıştı, neden birinci günün sonunda vatandaşlarımız sarsıntının enkazında yalnız kaldı? Yanındaki yardımı neden göremiyordu? Devasa İnsani Yardım Tugayı ve diğer askeri birlikler neden zamanında gelemedi? Neden Gölcük depreminde olduğu gibi sahra hastaneleri, sahra mutfakları, çadırlar ilk 6 saatte kurulamadı? Mehmetçik’in elini kim tuttu? DSÖ? Birisi milletimiz hakkında saçma sapan konuşuyor. Enkaza hızla asker gönderemeyenler, enkazda kalan görüntüleri için trollerini bölgeye hızlı bir şekilde göndermeyi bildiler. Trolleriyle birlikte mazlum milletimize hakaret ettiler. Yetmediler, beddua ettiler. O da yeterli değildi. Not ettiler. Tehdit ettiler.

“TEK SORUN OLAN GÖRÜNTÜLERİNİ KAYDEDİN”

İnsanların gözlerinin içine bakarak, ’99 depreminden sonra zamanın hükümeti iki gün deprem bölgesine gidemedi’ diye böbürlendiler. Merhum Ecevit’in deprem sabahı bölgedeki videoları ortaya çıktı ama hiç utanmadılar. Kınadıklarını yaşamadan insan ölemez ve ‘Marmara Depremi’nde hükümet bölgeye iki gün gidemez’ yalanını kullanan Erdoğan, deprem bölgesine ancak iki gün sonra gidebildi. Küçük ortağının deprem bölgesine ancak bugün, depremden iki hafta sonra, hatta ABD Dışişleri Bakanı’ndan sonra ayak basacağı söyleniyor. Hatay’a gelmişken bir saatlik mola olan Osmaniye’ye de uğrayalım. Yapabilse hemşehrilerinin yüzüne baksın ama onlar ne yapacaklarını, set sahneleri ve kareleriyle yine deprem bölgesinde algı operasyonları yapacaklar. Milletin derdine derman olmaktan çıkmışlar, tek dertleri enkaz altında kalmış çürümüş, çürümüş imajlarını kurtarmaktır. Bu sarsıntı şunu bir kez daha gösterdi ki; Dünyanın en sağlam binaları değil ama dünyanın en sağlam koltukları bu hükümetteydi, öyle bir depremdi ki. Altın varaklı koltuklarında tek bir kişiyi kıpırdatmadı.

“ÜNİVERSİTELERDEN ELİNİZİ ÇEKİN”

Akıldan tamamen kopmuşlardır. Aklı, bilimi, üniversiteleri ve gençlerimizi feda ederek depremzedelerin barınma sorununu çözmeye çalıştılar. Bu ünlü bir hikaye. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Amerikalı general, teslim olduğu Alman generale ‘Artık sırtınızı doğrultamazsınız’ dedi. Alman general sakince cevap verdi: ‘Doğru, üzerinde taş kalmadı, her şey yıkıldı. Ama üniversitelerimiz ayakta.’ Aklı başında bir yönetimden beklenen de budur. Eğitimi ve üniversiteleri ne pahasına olursa olsun ayakta tutan üniversitemiz öğrencileri salgın döneminde şimdiden iki yıl kaybetti. Bu son kararla aslında bir nesli kaybediyoruz. Gençlerin yüz yüze konuşmaya, bir araya gelmeye, tartışmaya ve sosyalleşmeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde üniversite kuru bir ders değildir. Üniversite bir kültürdür. Bilim yuvasıdır. Birçok yurtta okul olanakları bulunmamaktadır. Uzaktan eğitim ile laboratuvarlara, internet altyapısına ve kütüphanelere erişim mümkün değildir. Özellikle matematik ve uygulamalı bilimlerde önemli kayıplar olacaktır. Ayrıca YÖK’ün Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla uzaktan eğitime geçme kararı da hukuka aykırı bir karardır. Sadece her üniversitenin senatosu böyle bir karar alabilir. Üniversiteleri ve rektörlerini tehdit ediyorlar. Yasa mı, anayasa mı umurlarında değil. Dün akşam Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümete; ‘Üniversiteleri açın. Bölgeden gelen ve barınma sorunu yaşayan herkesi yeniden yerleştirmeye talibiz. Belediyelerimizle birlikte bu işin lojistik ihtiyacını karşılamak için buradayız. Siz sadece okulları açın. Gerisini bize bırakın’ dedi. Bir kez daha söylüyoruz, üniversiteli gençleri depremzede etmeyin. Üniversitelerden elinizi çekin. Genel Liderimiz Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz Cuma akşamı akademisyenler ve ekonomistlerle depremin olası ekonomik maliyetlerini değerlendirdi. Deprem bölgesinde 105 bini yıkılan veya ağır hasar gören 105 bin binanın olduğu resmi açıklamalardan anlaşılıyor. 205 bin 86 bina hafif hasarlı. Bu hasar tespitlerindeki rezalet konusunda sahadan çok sayıda şikayet alıyoruz. Sahada çalışmanın zor olduğunu biliyoruz ancak azami dikkat gösterilmeli, vatandaşlarımızın kafasında hiçbir şüpheye yer bırakılmamalıdır.

HATAY ATATÜRK DEMEKTİR”

Milli gelir, iş gücü kaybı, depremzedelere yardım, sermaye stokunda kayıplar, sığır, araba, mobilya, ev eşyası gibi kayıplar hepsini bir araya getirdiğimizde depremin ekonomik maliyeti 75 ila 85 milyar dolar civarında. depremde kaybettiklerimizdir. Kıymetli beşeri sermayeyi de eklersek, depremin toplam maliyeti 100 milyar doları aşıyor. Elbette bu iddialar, depremle ilgili veriler netleştikçe revize edilecek. Ancak bunlar bizim ilk bulgularımız. Bölgenin demografik yapısındaki değişim de bir diğer değerli risk faktörüdür.

Özellikle Hatay çok değerli. Çünkü Hatay, Atatürk demektir. Hatay, Doğu Akdeniz demektir. Hatay, güç koridorlarına erişim demektir. Dolayısıyla Hatay hepimizin kişisel sorunu haline geldi. Hatay’ın beşeri, sosyal ve demografik istikrarı korunmalıdır. Gerekirse bunun için özel bir kanun çıkarılmalı, teşvikler ve gerekçeler sunulmalıdır.

Elbette beşeri sermayemizin daha fazla bozulmaması için atılması gereken başka adımlar da var. Öncelikle; Kısa çalışma ödeneğine başvurma hakkı ve koşulları hızlı bir şekilde anlatılmalıdır. Bu süre içerisinde çalışanların gelir kayıplarının bir kısmının kısa çalışma ödeneğinden karşılanması gerekmektedir. İşçilerin kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları bir defaya mahsus kaldırılmalıdır. Bu süreçteki işsizlere işsizlik sigortası fonundan en az asgari fiyat düzeyinde işsizlik maaşı verilmelidir. Depremde hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine, prim ödeme ve çalışma süresi koşullarına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanmalıdır. Deprem nedeniyle işlerinin %60’ını kaybedenler, prim ve sigortalılık süresi kuralı aranmaksızın engelli sayılmalıdır. İstihdamı korumak için patronlara ücretsiz hibe verilmelidir. Fatura ve kiralama masrafları devlet tarafından karşılanmalıdır. Küçük esnafın bankalara olan tüm borçları hazine tarafından karşılanmalıdır. Depremde hayatını kaybedenlerin kredi kartı, ihtiyaç, konut ve taşıt kredisi borçları silinsin. Bazı bankalarımız buna başladı. Bu uygulama tüm bankalara yaygınlaştırılmalı ama bunların ülkeyi yönetenlerin gündeminde olmadığını görüyoruz. Tek dertleri var, Para, para, para, Allah razı olsun. Erdoğan, beton yürekli, halkımız kırk yaşına gelmeden rantın betonunu mazlumların üzerine dökmek istiyor. Bunun için o kadar acele ediyorlar ki, insanlarımız enkaz altında can derdine düşerken iş makinelerini parçaladılar. Yeter ki kazı ve ardından inşaat başlasın. Halk acılarıyla boğuşurken, şimdiden ihaleleri, kiraları paylaşmaya başladı. Ne de olsa oğlum binayı okuyor ve tekrar tekrar okuyor.

“MİLLET HAYAT DURUMUNDA, BU SANALLAR RENE PAYLAŞIM SONUCUDUR”

Duyular duyuyoruz. Büyük inşaat yanlısı şirketlere ‘Hazır olun’ emri verildi. ‘Sahneye hızlı gireceksiniz’ mesajı gitti. Hafriyat çalışmaları, inşaat işleri zaten paylaşılmıştı. Müteahhit yanlılarının AK Parti Binasını işgal etmesi, MYK toplantılarına katılması boşuna değil. Ne demiştik millet can derdinde, bu akbabalar rant paylaşmanın hüznü içinde; ‘Bal birdir, sinekler Bağdat’tan gelir’ Hesapsız, kitapsız, kuralsız, denetimsiz işleri halletmek için şeytanın aklına gelmeyecek işler yapıyorlar. ‘Türkiye tek yürek’ diyerek depremzedeler için yardım kampanyası düzenlediler. Bir gecede 6 milyar dolar topladılar. Bunun 2 milyar 100 milyon doları kamu bankalarından, 1 milyar 400 milyon doları kamu kurumlarından veya sarayın beş çetesinden ama en büyük bağış 1 milyar 600 milyon doları Merkez Bankasından ama şeytan hep araya giriyor. onların acil işleri. Kamu bankaları tarafından yapılan bağış ve yardımlar 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile sınırlandırılmıştır. Kamu bankaları talimat yüklü bağış yaparken kanunları çiğnemişlerdir. Kamu bankalarında artık her yöneticinin jenerik sorumluluğu bulunmaktadır. Onları kurtarmak için OHAL KHK’sı çıkardılar ama bunu yaparken bu kez Anayasa’yı çiğnediler. Anayasanın 104. maddesine göre kanunda açıkça düzenlenen bir konuda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz. Size aceleleri olduğunu söyledik. Ne yaparlarsa yapsınlar. Yönetemezler. Mızrağı çuvala sığdıramazlar.

“DEPREM MAĞDURLARI İÇİN TOPLANAN PARASIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Toplanan bağış ve yardımların hazineye intikal etmesi halinde bu fonlar Sayıştay’ın denetim ve bütçe düzenlemelerine tabi olacaktır. Onlardan kurtulmak için şimdi böyle bir tezgah kurmuşlar. Genel Liderimiz kaç defa sordu. 15 Temmuz için toplanan paralar ne oldu? Beşiktaş’taki terör saldırısının ardından milletten toplanan yardım paraları ne oldu? Bunlar geldi mi Nedir? Hiçbiri gelmedi. Açıkça konuşuyoruz. Depremzedeler için toplanan her kuruşun takipçisi olacağız. Onların hükümetten ayrılmalarına, bizim iktidara gelmemize sayılı günler, saatler kaldı. Kim bu acılı günlerde ekşi yerse. Hesabını mahkemede verir. Bu kadar büyük acılar yaşanırken bu kibir ve şirk abidesi milletimizi aşağılamış, lanetlemiş, not etmiş, tehdit etmiş ama onlar yapmaları gereken tek şeyden hep kaçınmışlardır. O da istifa, istifa, istifa… Vatana ve millete verecek hiçbir şeyi kalmayan bu iktidarın yarına dair tezi de yoktur ve derhal istifa etmelidir.

Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Öztrak, seçimlerin ertelenmesine ilişkin tartışmaları ve eski TBMM Başkanı ve AKP’nin kurucusu Bülent Arınç’ın sözlerini hatırlatarak, “Seçim tarihini belirlemek YSK’nin görevi değil. YSK’nin tek görevi var; Zamanında güvenli bir seçim. Seçimin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için gerekli olan tüm tedbirleri almaktır. Bunun için YSK gerekli tüm tedbirleri almalıdır” dedi.

İskenderun’da depremde hasar gören 6 mahallenin kentsel dönüşüm kapsamına alınmasına ilişkin projenin iptal edilmesiyle ilgili tartışmaları hatırlatan Öztrak, şöyle konuştu:

“CHP BU DURUMDA HERHANGİ BİR TARAFTA DEĞİLDİR”

“Bu davanın iki tarafında CHP yok. Davayı açanlar bölgenin muhtarları ve onların kurdukları sivil toplum kuruluşlarıdır, bu nasıl bir sol örgüttür” diyen Meydan Mahalle Muhtarı Dava açtırdı, ilçesini riskli bölge haline getiren Cumhurbaşkanlığı kararnamesine atıfta bulundu” İskenderun Meydan Mahalle Yardımlaşma Derneği Başkanı olarak AK Parti Hatay Milletvekili Abdülkadir Özel Bey ile mahallemizin durumunu anlattım. ve yüklerini sundular. Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Meydan mahallemiz riskli alandan uzaklaştırılmıştır.’ Yoksa bu karara imza atan AKP Genel Lideri Recep Tayyip Erdoğan sol örgüt mensubu mu? Ne söyleyebilirim? Pelikan konaklarında yaşayanların gazeteciliği ama o kadar. Altın trollerin saray koridorlarında hazırladığı çöplerle bu satırları yazan ve yorum yapanların ne gazetecilik ahlakı ne de gazetecilik ahlakı olduğu bir kez daha görülmüştür. Ateşleri, suçları kadar yer yakar.”

“YSK EN KISA ZAMANDA FAALİYETLERİNE BAŞLAMALI”

Öztrak, seçimlerin ertelenmesi tartışmasına ilişkin bir başka soruya da, “Anayasa, kanun, kanun belli, ortada. Bunun ötesi beyhude bir işgaldir. Ortada tekrar ediyorum. YSK da gitmeli” dedi. Bir an önce seçim çalışmalarına başlasın. Ülkeyi zamanında seçime hazırlasın. Görevi bu.” o cevapladı.

Öztrak, RTÜK’ün Tele 1 televizyonunu kapatma kararının sorulması üzerine, “Bu depremde iktidarın 20 yıllık dekoru bir günde çöktü. 20 yıldır çizmeye çalıştıkları güçlü imajı” Yıllar enkaz altında kaldı.Şimdi olanların sorumluluğunu gizlemek istiyorlar.Bu nedenle RTÜK sarayın sopasını kullanarak özgür basın kuruluşlarına darbe indiriyor ve gerçeklerin üzerini örtmek için konuşuyoruz. Başından beri özgür basının yanındayız.Tele 1’e değil hiçbir televizyon kanalına verilen cezayı kabul edemeyiz.Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar zahmet etmesinler.Ve gerçeklerin ortaya çıkma gibi güzel bir huyu vardır. dedi.

cumra-ajans.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu